Cicero’nun De Natura Deorum’unda Felsefi Kavramlar

Cicero’nun De Natura Deorum’unda Felsefi Kavramlar

Cengiz Çevik


 


Hegemonikon: Yönlendiren kuvvettir, başka hiçbir şey onun üstüne çıkamaz. Bu tüm dünyayı içine alan, onu koruyan, kendi içinde tutarlı, akli bir kuvvettir. Cicero’nun burada anlattığına göre bu kuvvet insanda arzuları harekete geçirir, yabani hayvanlarda ve toprakta yetişen bitkilerde de bulunur. Doğadaki dengenin asli unsurudur. Bu kavram Stoa felsefesinde önemli bir yer tutar. Cicero bu terimi Latincede egemenlik,  başkomutan, yönetici, yönetici mevkisi gibi manalara gelen “principatus”la karşılıyor. (Cic., De Nat. Deorum II.11.29: “ Principatum autem id dico quod Graeci hegemonikon vocant, quo nihil in quoque genere nec potest nec debet esse praestantius.”)

*

Hormai:  Cicero’nun belirttiğine göre tüm canlılar nasıl kendi tohumlardan doğar, büyür ve  soylarını sürdürüyorsa, aynı şekilde dünyanın doğasında da Yunanların “hormai” dediği türlü türlü hareketler (voluntarii), girişimler (conatus) ve arzular (adpetitiones) vardır, dünyanın doğasındaki bütün eylemler bunlara uygundur. Bu durum bizim aklımızla ve duygularımızla hareket etmemize benzer.  (Cic., De Nat. Deorum II.22.58: “Atque ut ceterae naturae suis seminibus quaeque gignuntur augescunt continentur, sic natura mundi omnis motus habet voluntarios, conatusque et adpetitiones, quas hormai Graeci vocant, et is consentaneas actiones sic adhibet ut nosmet ipsi qui animis movemur et sensibus.) Bu kavram Stoa felsefesindeki sistemli akış anlayışı açısından önemlidir.

*

Isonomia: Sonsuzluğun  büyük gücü kapsamlı ve özenli bir inceleme gerektirir, bu gücün yapısında her şeyin bir dengi vardır. Epikuros buradaki eşit dağılıma  “isonomia” demektedir.  (Cic., De Nat. Deorum I.19.50: “In qua intellegi necesse est eam esse naturam ut omnia omnibus paribus paria respondeant; hanc isonomia appellat Epicurus id est aequabilem tributionem.”) Aynı eserde Cicero Türkçeye “Dengelilik” olarak çevirebileceğimiz “aequilibritas” terimini “isonomia”yı karşılamak için kullanır. (Cic., De Nat. Deorum I.39.109: “Confugis ad aequilibritatem (sic enim isonomia si placet appellemus) et ais, quoniam sit”)

*

Mantike:  Cicero’nun Latincede “divinatio” terimiyle karşıladığı bu tabir “geleceği görme, kehanet” manalarını içerir. (Cic., De Nat. Deorum I. 20.55: “Sequitur mantike vestra, quae Latine divinatio dicitur,...”) Cicero’nun eserinde Epikurosçu Velleius’un Epikuros’un felsefesini överken  her şeyi yazgıya bağlayan veya kehanetlerle açıklayan zihniyeti eleştirerek şöyle der: “Tabiatüstü güçlerin etkisiyle kahinlere, kuşların uçuşunu ya da ötüşünü yorumllayarak geleceği anlatanlara, rüya yorumcularına, bilicilerine önem vermemiz gerekirdi, oysa Epikuros’un sayesinde korkularından sıyrılmış olan bizler kendilerine ya da başkalarına zarar vermeye yeltenen tanrılarden çekinmiyoruz ki, olağanüstü görünen, kusursuz tabiat karşısında saygıyla eğiliyor, kutsal inançla tapınıyoruz.” (Cic., De Nat. Deorum I.20.55-56: “quanti autem haec philosophia aestimandast, cui tamquam aniculis, et his quidem indoctis, fato fieri videantur omnia. sequitur mantike vestra, quae Latine divinatio dicitur, qua tanta inbueremur superstitione si vos audire vellemus, ut haruspices augures harioli vates coniectores nobis essent colendi. His terroribus ab Epicuro soluti et in libertatem vindicati nec metuimus eos quos intellegimus nec sibi fingere ullam molestiam nec alteri quaerere, et pie sancteque colimus naturam excellentem atque praestantem.” )

*

            Poiotes: Epikuros’un felsefesine getirilen bir eleştiride geçer bu ifade. Cicero şöyle sormaktadır: “Epikurosçular bu dünyanın bir nitelikten yoksun, renksiz, duygusuz atomcuklardan değil de bu atomcukların rastgele ve gelişigüzel çarpışmalarından oluştuğunu  nasıl iddia ederler?” (Cic., De Nat. Deorum II.37.94: “Isti autem quem ad modum adseverant ex corpusculis non colore non qualitate aliqua (quam poiotes Graeci vocant) non sensu praeditis sed concurrentibus temere atque casu mundum esse perfectum, vel innumerabiles potius in omni puncto temporis alios nasci alios interire:”) Burada Yunanca “poiotes” ve Latince “non qualitas” niteliksizlik manasındadır.

*

Prolepsis: Cicero’nun bildirdiğine göre “nesnelerin kafada önceden oluşan biçimine” Epikuros’un verdiği addır. Epikuros’a göre tabirin anlattığı husus anlaşılamaz, tartışılamaz, araştırılamaz. Cicero bu durumu şöyle açıklar : “Doğanın kendisi tanrı düşüncesini insan aklına sokmuş  olduğu için, Epikuros tanrıların var olduğunu sezen ilk ve tek kişi olmuştur.” (Cic., De Nat. Deorum I.16.43: “Solus enim vidit primum esse deos, quod in omnium animis eorum notionem inpressisset ipsa natura. quae est enim gens aut quod genus hominum quod non habeat sine doctrina anticipationem quandam deorum,  quam appellat prolepsis Epicurus id est anteceptam animo rei quandam informationem, sine qua nec intellegi quicquam nec quaeri nec disputari potest. quoius rationis...”) İşte bu sezişin kendisi “prolepsis”’tir.

*

Pronoia: Tanrısal öngörü ya da sağgörüdür. Cicero terimi Latincede karşılamak için burada aynı anlamları veren “providentia” ve “prudentia”  kelimelerini kullanmıştır. (Cic., De Nat. Deorum II.22.58: “Talis igitur mens mundi cum sit ob eamque causam vel prudentia vel providentia appellari recte possit (Graece enim pronoia dicitur),...”) Cicero’nun yine burada bahsettiğine göre Stoacılar geleceği bilen yaşlı kadınlara “pronoia” ya da Latincesiyle “providentia” derlermiş. (Cic., De Nat. Deorum I.8.18: “...nec anum fatidicam Stoicorum Pronoeam, quam Latine licet Providentiam dicere,...”; II.29.73: “Pronoean a Stoicis induci id est Providentiam.”)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !